8 Mart’ta bir birlikte mücadele deneyimi

Pınar Erol

Kadın İşçi internet sitesinden alıntılanmıştır.

8 Mart kadınların ortaklaştığı bir gün aynı zamanda.  Bu yıl kadın emeği alanındaki çabalarıyla tanıdığımız Emek ve Adalet Platformu, Otis, İKEP, Ok-Der, Kadınİşçi’den kadınlar olarak ilk kez bir araya gelerek ortak bir eylem örgütledik. İKEP’ten kadın arkadaşımız Pınar Erol, bu deneyimi Kadınİşçi’ye yazdı.  

Bu 8 Mart’ta bir kadın işçiler toplantısı çağrısı yapmak istedik. Bunu birlikte düzenleyebileceğimizi düşündüğümüz arkadaşlarla konuşurken bir basın açıklaması yapma fikri de ortaya çıkmış oldu. Toplantımıza OTİS sendikası ev sahipliği yapacaktı ve sendika binası İstanbul’da Şişli’de çok merkezi bir yerdeydi.  Bir araya gelip tanışacağımız ve 8 Mart’ı anacağımız bir toplantının ardından sokakta kadın işçiler olarak ortak bir basın açıklaması yapmaya karar verdik.

OTİS sendikası otel ve turizm işkolunda, İstanbul Taksim’de ve diğer yerlerdeki büyük otellerden üyeleri olan, gerek Türkiye barajını geçerek gerekse muafiyete ilişkin açmış olduğu dava yoluyla toplu sözleşme yetkisi almaya çalışan, şimdilik küçük bir sendika. Yetkiyi henüz alamamış olsa da şu anda da üyesi olan otellerde verdiği fiili mücadele, hukuki destek ve üyeler arası dayanışma ile hak kaybı yaşanmasını engelleme ve ücretlerin zamanında ödenmesi gibi kazanımlara imza atmış durumdalar. OTİS sendikasının bir başka özelliği başkanı ve yöneticilerin yarısının kadın olması. Bu yıl etkinlik dolayısıyla tanışma fırsatı bulduğumuz  kadınların çoğu otellerde kat görevlisi. Kat görevlisi olarak çalışma Kadın İşçi editörü Necla’yı da konuk ettiğimiz programda1 Gülşen’in anlattığı gibi çok ağır bir iş. Sendika başkanı Yasemin maalesef akşam 8’e kadar çalışıyor olduğu için o gün bizlere katılamadı ama diğer yönetici ve üye arkadaşlar bizlere çok güzel bir ev sahipliği yaptılar.

Etkinliğimizin imza verme ihtiyacı duymasalar da bir diğer önemli katılımcısı Okmeydanı Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Derneği Ok-Der’den sevgili kadınlar oldu. Bu dernek hem Okmeydanı’nda kentsel dönüşüm saldırısına karşı mahallede yaşayanların haklarını savunma mücadelesinde hem de Suriye savaşı ile bu mahalleye kadar göçmüş Suriyeli kadınlarla birlikte oluşturulmuş Kadın Kadına Mülteci Mutfağı’nın kurulması aşamasında önemli çalışmalar yapmış son derece faal bir dernek. Mülteci kadınlarla ihtiyaçları doğrultusunda dayanışma ile başlayan, Suriyeli çocuklarının okullarda eğitime dahil edilmesi ve sorunların giderilmesi ile devam eden dayanışma Kadın Kadına Mülteci Mutfağı ile önemli bir başka boyuta evrilmiş. Ne yazık ki korona döneminde siparişler durduğu için bu çok anlamlı kadın dayanışma odağı şu anda zor durumda. Yaşadıkları son durumu katıldıkları WOW Dünya Kadınlar Festivali etkinliğinden bizzat kendi ağızlarından dinleyebilirsiniz.2

Kadınlarla tanışınca Ok-Der’in bu işleri nasıl başardığını daha iyi anladık. Bu başarının altında birbirinin dillerini bile bilmeyen kadınların dayanışması var. Okder’den etkinliğimize katılan beş kadın arkadaşımızın çoğu çok küçük yaşlarda işçi olarak çalışmaya başlamış, tekstil, metal gibi işkollarında uzun yıllar çalışmış, sendikal mücadelede yer almış ve şu anda emekli olan kadınlar. Emekli maaşlarından yaptıkları katkılarla bu anlamlı dernek çalışmasını ve dayanışmayı var etmişler.

Emekli olamama kaygısı

OTİS üyesi, kat görevlisi olan arkadaşların çoğu ise tersine çocukları büyüdükten, eşi iflas ettikten ve benzeri durumlardan sonra çok daha ileri yaşlarda çalışmaya başlamış kadınlar. Biz emekli olabilecek miyiz, diye sordular, hemen hep olduğu gibi emekli olabilip olamayacak olmak kadınlar arası sohbetin önemli bir konusu oldu. Halen hiç ücretli çalışmamış arkadaşlar ise ücretli çalışmaya geç başlamış diğer örnekler karşısında acaba biz de bu yaştan sonra çalışabilir miyiz sorusunu sordular.

Aslında Okder’den arkadaşların arzusu mülteci mutfağından Suriyeli kadınlarla birlikte etkinliğimize katılmaktı. Bizler de iki gün öncesinde pankartımızda sloganımızın altına üç dilde Yaşasın 8 Mart yazmıştık; Türkçe, Kürtçe ve Arapça. Misafirperver bir karşılamaya hazırdık yani! Ama olamadı çünkü öyle anlaşılıyor ki Suriyeli kadınların evden dışarı çıktıkları alan henüz o denli geniş değil. Katılsalar da erken dönmek istemişlerdi, basın açıklamasına kalamayacaklardı örneğin; ama bir arkadaşın çocuğu da rahatsızlanınca hiç katılamamışlardı.

Emek ve Adalet Platformu’ndan genç kadınlar, İşçinin Kendi Partisi’nden daha yaşını almış kadınlar, kafe bar çalışanları mücadelesinden yine çok genç kadınlar olarak da oradaydık.

Güzel bir sohbetin ardından dışarı çıkıp Şişli Camiinin oralardan Cevahir’e pankartımızı açıp yürüdük- ortamı müsait görünce. Ve geldik basın açıklamamızı yapacağımız Cevahir AVM önüne. İşten çıkıp buraya ancak yetişebilmiş arkadaşlarımızla buluştuk. AVM önü meydan, hemen önündeki işlek cadde ve otobüs durağı her yer kalabalıktı, ortam bizlerin basın açıklaması ile seslenmemiz için çok elverişliydi. Yaptık da açıklamamızı. Önce OTİS sendikasından Hande sendika adına bir açıklama okudu3.  Açıklamamızda hali hazırda grev ve direniş alanlarında mücadele veren tüm işçi kadınlara selam yolladık.  Migros Depoda koşulları ve amirlerin tacizini teşhir ettikten sonra, işten çıkarılan arkadaşlarımız işe iade edilene kadar Migros ve A101 patronu bu market zincirindeki koşullara karşı mücadele eden arkadaşlarımızın taleplerini karşılayana kadar, bu işin takipçisi olacağımızı belirttik. Emek cephesindeki tüm kadınları da takipçi olmaya davet ettik.

Sendikalardaki erkek egemenliği

Ama ilk andan morallerimiz biraz bozuldu çünkü ses sistemimiz çalışmadı. Oysa şarjı tamdı, birkaç saat önce denenmişti ama toplantımızın heyecanında bir daha denememiştik. Yüzlerce insanın bizi duyabileceği ortamda kimsenin duyamadığı şekilde, kendi sesimizle açıklamamızı yapmanın moral bozukluğu ile de olsa tüm açıklamalarımızı, konuşmalarımızı yaptık. Sloganlarımızla sesimizi duyurduk.

OTİS açıklamasında Türkiye’de işçi sendikalarında 87 erkek başkana karşı 7 kadın başkan olduğunu vurgulanıyor, işçi kurumları içerisindeki erkek egemen anlayışa dikkat çekiliyordu. “Otel ve turizm işçileri sendikası olarak, kadın emeğinin en fazla kullanıldığı turizm sektörün de kadınların işçi hareketinin en ön saflarında yer almaları için mücadelemizi sürdüreceğiz.” deniyordu.

Ortak basın açıklamamızı4 sevgili Zeynep okudu.

OTİS üyesi sevgili Gülşen hepimiz adına bir konuşma yaptı. Bir sonraki Kadınlar Gününde kadınların cinayete kurban gitmemesini, şiddete uğramamasını diledi. “İş hayatımızda da zaten şartlar çok ağır. Şartlarımızın daha iyi olmasını istiyoruz. Tacize, haksızlığa uğramak istemiyoruz.” diye seslendi. Sevgili Ecem Emek ve Adalet Platformu Kadın grubu adına bir açıklama yaptı5. “Kadınlar evde, üniversitede, işyerinde, sokakta ve her bir köşede erkekliğin zulmü ve baskısı altındayken bu mücadele artık bir var olma mücadelesidir!” diye seslendi.

Sloganlarımızı attık:

Kadınlar sendika yönetimine!

Kadınları değil, cinayeti durdur!

Yaşam, kadın, özgürlük!  Jin, jiyan, azadi!

Türkiye erkekliğine karşı ses

Etkinliğimizin ardından bunun bir tanışma olduğunu ve bir daha bir araya gelerek birlikte neler yapabileceğimizi konuşmamız gerektiğini de konuştuk. Bunu tüm katılan kadınlarla ve diğerleri ile yapmayı umuyoruz.  İşçi kadınların bir araya gelmesi, tanışması, birlikte ifade etmek istediklerini haykırmasının çok önemli olduğunu hissettik. Bu sefer ses düzenimiz çalışmasa da bir dahaki sefere oraları inletiriz de dedik. Otel işçisi, ev işçisi, tekstilden emekli olmuş, genç işsiz kadınlar ve daha birçok farklı sektörden emekçi kadın olarak bir araya geldiğimizde ne kadar güçlü ve dirençli olduğumuzu fark ettik. Emeğimiz ve hayatımız sürekli saldırı altında olabilir, ama biz birbirimizden güç alıyoruz, mücadeleyi birlikte sürdürmenin gücünü birbirimizin gözlerinde, sözlerinde görüyoruz. Ev içindeki mücadelemizi, işlerimizdeki mücadelemizi sokağa, alanlara daha güçlü bir şekilde taşıyacağımız, birleştireceğimiz günlerin hayalini kuruyoruz.

Çıkardığımız ufak pratik dersler de oldu. Bir tanesi saate ilişkin. Katılan genç  ve daha yaşını almış hemen tüm kadınların Gece Yürüyüşüne de katılma arzusu vardı. Birçoğumuz açıklamamız bittikten sonra oraya koşarken bir rahatsızlığı olan, sağlıkla veya evle ilgili kaygısı olan diğer kimilerimiz ise gidemiyordu. Çünkü açıklamalara karşın engelleme olacağını biliyorduk. Kaldı ki oraya ulaştığımızda yine bu güçlü devlet İstanbullu kadınlara savaşını açmış, tüm yolları tutmuş, tüm barikatlarını kurmuştu! Erkek polisler lafı gevelerken bir kadın emniyet görevlisi işin doğrusunu söylüyordu: 4’ten beri tuttuk kimseyi sokmuyoruz, şuradan buradan değil, hiçbir yerden giriş yok! Yine de açıklamamız sonrası atlayıp gitmiş iki grup arkadaşımız bir yolunu bulup girmişti ama bu satırları yazan ben ve bir can dostum bu sene beceremedik! Seneye mutlaka dedik!

Daha demokratik bir Türkiye kazanıldığında ve bu barikatlar olmadığında 8 Mart Taksim Gece Yürüyüşü dünyanın en kalabalık kitle eylemlerinden biri olacaktır onu o barikatın önünde polislerle tartışan her yaştan ama daha çok genç, her kesimden kadında görebiliyorsunuz.  Çünkü orası Türkiye’de kadınların bu erkek düzene ortak isyanının buluşma noktası. Açıklamamızda ifade ettiğimiz büyük Türkiye erkekliğine karşı birlikte haykırma alanımız.  Önümüzdeki yıllarda yapacağımızı umduğumuz daha büyük kadın işçi buluşmalarında işçi kadınların dayanışmasını örer ve sözünü öne çıkarırken gece yürüyüşünde de olmak isteyen tüm kadınları daha iyi gözetmeli ve saatleri daha erkene çekmeliyiz.

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir