İşçiler ve Temiz Siyaset

Cumhuriyet’ten alıntılanmıştır.

TÜRK-İŞ’in kurulduğu 1952’den günümüze dek işçilerin ve sendikaların siyasetle ilişkisi çalışma yaşamının en önemli konularındandır. Bu konuda görüş birliğine varılamamıştır. Sendikaların siyaset fukarası olması, işçilerin yıllardır büyük bedel ödemesiyle sonuçlanmıştır. Bunun son örneğini koronavirüs salgını günlerinde yaşadık. İşsizler ordusu, on milyona erişti. Yasaya rağmen, işten çıkarılanlar işsizlik ödeneği alamadı. Çalıştırılamayan işçilere sefalet ücreti ödendi. Bütün bunların nedeni, işçilerin siyasetten uzak durmasıdır.

İSMET İNÖNÜ’NÜN MEKTUBU

İşçilerin oy gücünün ayırdına varan ve bugüne değin hiçbir siyasi parti liderinin yapmadığını, CHP Genel Başkanı İsmet İnönü, 10 Ekim 1965 seçimlerinden önce 20 Eylül 1965’te tüm sendika başkanlarına “Aziz Dostum” diye başlayan bir mektup yollayarak yapmıştır. Mektubunda özetle CHP’nin işçi dostu olduğunu anlatmaya çalışmıştır.

DOĞAN AVCIOĞLU’NUN GÖRÜŞLERİ

Doğan Avcıoğlu’nun yönetimindeki Yön dergisi, 1960’larda ülkemizde sol kültürün gelişmesine önemli katkıda bulunmuştur. 1966’da sendikalar ve siyaset konusunda yazmak istediğim ama bir türlü yazamadığım bir kitapla ilgili TÜRK-İŞ’e bağlı sendikalarda bir anket çalışması yapmış, Avcıoğlu’ndan da önsöz yazmasını rica etmiştim. Sendika başkanlarının çoğu anketi yanıtladılar. Genellikle de işçilerin ve sendikaların siyasete karışmasının hareketin gücünü zayıflatacağını, zaten sendika başkanlarının işçileri siyaseten yönlendirecek gücü olmadığını belirttiler. Siyasete uzak durmak gerektiğini vurguladılar. Bu görüş günümüzde de değişmemiştir.

Avcıoğlu yazdığı önsözde üç önemli konuya değinmiştir: “Batı ülkelerinde uzun süren mücadelelerle sağlanan bu haklar, Türkiye’de aşağıdan gelen güçlü bir baskının ve uzun mücadelelerin sonucu elde edilmiş değildir. Sendikacılığımız işçi kütlesiyle bağları çok gevşek, burjuvalaşmış, bürokratik bir sendikacılığa dönüşmüştür. Sendikacılığın önündeki ikinci engel, milyonlarca köylüye karşı imtiyazlı bulunma duygusudur. Bu işçilerde psikolojik çekingenlik ve sendikal faaliyete ilgisizlik yaratmıştır. Üçüncü engel ise mali bakımdan güçsüz sendikaların, yabancı sendikaların ve ABD’nin yardımlarıyla yaşamasından kaynaklanmaktadır. Bu yardımlar, Türk sendikacılığının bürokratik yönde gelişmesinde ve kapitalizmi veri sayarak sadece ücret talepleriyle yetinmesinde etkili olmuştur.”

SİYASETİN KİRLENMESİ

Bir mafya liderinin yayımladığı videolar, muhalif partilerin yapamadığını yapmış, ülkemizde siyasetin ne kadar kirli olduğunu sergilemiş, AKP’de ciddi deprem yaratmıştır. Siyasetin çıkar sağlamak için yapıldığını bir kez daha göstermiştir. Bu tabloda, işçilerin ve sendikaların siyasete uzak durmasının payı büyüktür. Çünkü sendikaların siyasette ağırlığı, işçi temsilcilerinin TBMM’de varlığı olmayınca siyaset kolayca kirlenmektedir. İşçiler toplumun en alt katmanlarından geldiğinden, halkın nabzını çok iyi tuttuğundan, onların varlığı, siyasetin kirlenmesini önleyebilir. Bu konuda sendikaların en büyük eksiği, üye işçileri siyaseten bilinçlendiren eğitim çalışması yapmamalarıdır.

DR. ENGİN ÜNSAL             

15. DÖNEM CHP MİLLETVEKİLİ

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir