Neden Birleşik Demokratik Çoğulcu İşçi Partisi?

Zeki Kılıçaslan **

Ülkemizin ciddi bir siyasal dönemeçte olduğu ve işçilerin, emekçilerin, tüm yoksul halk kesimlerinin kurulu düzen partilerinden umut kestiği bu dönemde bile ne yazık ki etkili kitlesel güce sahip işçi/emek/sosyalist yönelimli bir siyasal güce sahip değiliz.

İşçi sınıfını esas aldığını belirtilen siyasal hareketler, işçi emekçi kitlelerle ciddi bağlara sahip değil ve aynı zamanda çeşitli neden ve düzlemlerde bölünmüş durumdalar. Şüphesiz ki hareketimizin gelişmesi, iç içe geçmiş ve çok yönlü boyutları olan bu iki sorunun etkili bir ölçekte aşılması ile mümkündür.

İşçinin Kendi Partisi (İKEP) kuruluşundan beri işçi sınıfı temelinde kitlesel bir siyasal örgütlenmeyi esas alırken bu amacın gerçekleşmesi için, bu yönelimin kaçınılmaz gereği olarak, sınıfın içinde bulunan ve  kapitalist sömürü ve baskı düzenine karşı mücadele etmek isteyen tüm akımlarının çoğulcu birlikteliğinin gereğini vurgulamaktadır. Şimdi bu yönde mütevazı da olsa somutlaşan bir aşamaya gelmiş durumdayız. Bir taraftan, sınıf içindeki mücadeleci kesimlerin en geniş eylem birliğinin sağlanması yolunda İşçi-Emekçi Mitingi ile başlayan ve kalıcı bir mücadele birliğine doğru yürüyen çalışmaların aktif bir katılımcısıyız, diğer taraftan parti olarak yaptığımız çağrı ile bir araya gelen farklı siyasal parti ve grupların, siyasal birliğini hedefleyen BİZ (Birleşik İşçi Zemini) içindeyiz.

Yıllardır birbiri ardına iktidara gelen tek parti veya koalisyon hükümetleri yıpranıp kitlelerin gözünden düşünce aynı temelde siyaset yapan farklı düzen partileri ortaya çıktı ve işçiler ile emekçileri yine kimlik temelinde, sermayenin çizdiği siyasal alana hapsettiler. AKP/MHP iktidarının giderek çöktüğü bu döneminde de benzer bir süreç yaşanıyor. Seküler veya Alevi kimlikli işçiler CHP muhalefetinin çatısında tutulmak istenirken, milliyetçi-muhafazakâr kimlikli işçi ve emekçiler, İYİ Parti ve DEVA gibi oluşumlara yöneltilmektedir.

Bu durumun aşılması ancak, emek siyasetini gözetenler olarak, en azından işçilerin dikkatlerini çekecek kadar bir siyasal büyüklüğe ve her kültürden emekçileri kazanabilecek demokratik-çoğulcu  karaktere sahip bir siyasete kavuşmamızla mümkündür. Kitlesel bir emek siyaseti sadece Marksist/sosyalist akımların bir araya gelmesi ile de sağlanamaz. Farklı inanç ve kültürel kimliklere sahip ama sınıf mücadelesini ve kapitalizme karşı sömürüsüz bir toplumu hedefleyen ve başta Kürt meselesinde olmak üzere bütün sorunların eşitlik temelinde çözümünü esas alan tüm emek güçlerinin birliğini amaçlamak durumundayız.

Şüphesiz ki tüm sınıf/sosyalist söylemli güçlerin siyasal birliğini sağlamak oldukça zor bir hedeftir. Ama açıkça görünen o ki bu yolda atılacak her türlü adım kıymetlidir. Emek içindeki bütün mücadeleci eğilimlerin kendi özgün yanları ile de içinde yer alıp görünür olabilecekleri bir siyaset tarzına sahip, birleşik, çoğulcu ve demokratik bir siyasal birlik için bütün enerjimizi ortaya koymalıyız.

* İşçinin Kendi Partisi merkezi bülteni Paydos’un Mart 2022 tarihli 1. sayısında yayınlanmıştır.

** İKEP Parti Danışmanı

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir