GEZİ KARARLARI, GEZİ KARARLARI DEĞİL

Gezi Davası Mahkemesi kararları aslında beklenen kararlardı. Gezi olaylarındaki “darbe” girişimini tek kişinin üstüne yıkamayacaklarına ve “baş suçluyu” da AHİM ve AYM kararlarına rağmen yıllardır tahliye etmediklerine göre daha kalabalık sayıda insanı onunla birlikte cezalandıracakları belliydi. Sorun bunun bir mahkeme kararı olup olmadığı meselesi. Kendinden üst mahkemelerin kararlarına uymadığına göre aslında bir mahkeme kararı değil. Tam bir şahsi intikam kararı. Kararı verenin de o mahkeme olmadığı pek belli. O zaman bu kararın ne anlama geldiği derhal çözümlenmek zorundadır. İşçi ve demokratik kamuoyu bu kararın yol açacağı kısa ve orta vadeli sonuçları toplumun önüne koymalı ve teyakkuza geçmelidir. Şahsi intikam davası bir topyekun savaş ilanının hazırlığıdır. Kaldı ki bu topyekun savaş ilanı bu davanın kararlarının HDP’nin kapatılma talebi ve zaten yıllardır hapse atılmış yöneticilerinin davasıyla birleştirilmesi kararıdır. İşçi ve demokratik kamuoyu bileşenleri bu yeni durum karşısında en kısa zamanda Başkanlık rejimine demokratik yoldan ama kendi mücadele yöntemleriyle son verecek bir Bağımsız Meclis seçimi çalışmasını önlerine koymalıdırlar. Her yerde Bağımsız Meclis Komiteleri çağrısı pratik karşılığını bulmalıdır. Burjuva muhalefet partilerine bu noktada ancak şu söylenebilir: Siz de bu yolda hareket etmeyip nasıl ve hangi tarihte gündeme geleceği belirsiz bir “Güçlendirilmiş Parlamenter Sistem” hayaliyle yaşarsanız altınızdaki toprağın kayacağını göreceksiniz!

İşçinin Kendi Partisi

* Bu yazı İKEP merkezi bülteni Paydos’un Mayıs 2022 tarihli 3. sayısında yayınlanmıştır.

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir