Altılı Masa Ülkeyi Kurtarır mı?

Kadrican Mendi **

Kurtulmaktan neyi anladığınıza göre bu sorunun cevabı değişir!

Saray iktidarının olağan bir seçim sonrasında sandıkta kaybederek iktidarı teslim edeceği senaryosuna göre; evet kurulacak bir merkez sağ iktidarının kısa vadede, Saray iktidarında kontrolden çıkmış israf ve yolsuzluğun dizginlenmesi ile dahi bir ekonomik ve moral iyimserlik yaratabileceği söylenebilir. Tabi eğer, orta sınıf tüketim alışkanlıklarının tatmini için dünya piyasalarından yine “yeni bir sayfa” hikâyesi üzerinden toplanacak krediler üzerinden yaratılacak bir parasal genişlemeye ümit bağladıysanız!

Bu, daha önce de, hem demokrat parti hem Özal hem de AKP iktidarlarının ilk dönemlerinde yaşandı. Ve kamunun ekonomi üzerindeki ağırlığı ve göreceli denetiminin ortadan kalkmasıyla sonuçlandı! Bu politika “dışa açık büyüme“, yani “eğer dışardan daha ucuza şeker bulabiliyorsak kendimizin üretmesinin anlamı yok“ yaklaşımıdır, ideolojik bir tercihtir ve sonuçlarını son 40 yıldır tüm yıkıcılığıyla yaşıyoruz!

Kılıçdaroğlu’nun birkaç kez yaptığı ”kamulaştırma” vurgusu dışında masanın diğer unsurlarının “dışa açık büyüme” siyasetini bırakacaklarına ilişkin en küçük bir işaret yok! Hatta Babacan pervasızca “özelleştime“leri ve taşeron sistemini savunmaya devam ediyor!

Bu durum masada başka bir alternatif olmadığını gösteriyor; aynı ekonomi-politikayı izleyip farklı sonuçlar alacağını iddia eden bir “politik sınıf”la karşı karşıyayız!

Bu meselenin tahlilini iyi yapmak durumundayız; “masaya niçin hep aynı sınıfın temsilcileri oturuyor?” sorusu emek sınıfının önceliğidir.

Cevap maalesef yalın ve incitici: Emeğin temsilcileri siyasette yoklar! Emek siyaseti yaptığı iddiasında olan politik örgütlenmeler, mevcut “masa”nın toplumdaki meşruiyetini sarsamadıkları gibi alternatif olabilecek masayı kurabilecek bir irade de geliştiremiyorlar!

Neredeyse bütün politik öngörü; Saray’ın iktidarını devredeceği yönünde. Bu olasılığı cepheden reddetmenin mantığı elbette yok, lakin devralacak bileşenin “halkı rahatlatmak” dışında bir hiçbir somut projesi olmadığını da görmek zorundayız, başkasına ihtiyaç duymuyorlar.

Mevcut iktidar blokunun (aynı sınıfın diğer temsilcilerine devredilmek üzere) bir an önce dağıtılması, çöküşün tüm yükünü taşıyan emekçilerin sesleri bastırılarak, “yegâne”  öncelik olarak emek sınıfına dayatılıyor. Bunun öncelik olarak gözetilmesi pekâlâ anlaşılabilir ama bununla birlikte daha iyi bir dünya için Sınıfın kendi içinden üreteceği politikalara ve kendi temsilcilerine sahip olması gözetilmezse hiçbir kronik sorunumuzun çözülmeyeceğini bilmeliyiz.

Orta sınıf hassasiyetlerinin; laiklik, cumhuriyet gibi kültüralist kurtuluş sloganlarının esas alındığı söylemler vasıtasıyla geniş halk kitlelerine ulaşma siyaseti, emek sınıfının çıkarlarının altını oymak dışında bir sonucu varmayacaktır. Emek siyaseti aktörlerinin, program ve söylemini, halkın esasını oluşturan emekçilerin öncelikli ve uzun vadeli çıkarları üzerinden geliştirmeleri bugünün kaçınılmaz ve tarihi sorumluluğudur.

Emek/sol partilerinin sendikaların, her türden işçi örgütlerinin “seçim gündemi”nden bağımsız (ama göz ardı etmeksizin) muhatabı oldukları sınıfın çıkarlarını esas alan programatik ve pratik gündemler oluşturmaları hayatidir.

En basitinden şu ana kadar Sınıf siyasetini gözettiğini söyleyenlerin, üzerinde mutabık kaldıkları bir alternatif anayasa metni çalışması dahi olmaması, toplumun her kesimine söyleyebilecekleri bir sözlerinin de olamaması anlamına gelmiyor mu!

Velhasılı kelam; Türkiye’nin Emekçi sınıfı “masa”ya oturacaksa bu ya kendi masası ya da kendi temsilcileriyle oturacağı bir masa olmalıdır. Bu konuşması kolay ama gerçekleştirilmesi için devasa bir birikim ve çalışma gerektiren bir iştir.

Ancak eğer sınıfın çıkarı için siyaset yapıyorsak, öncelikle sınıfı kendi gerçekliğiyle yüzleştirmek, içinde kaybolduğu rüyadan uyandırmak zorundayız.

* Bu yazı İKEP merkezi bülteni Paydos’un Haziran 2022 tarihli 4. sayısında yayınlanmıştır.

** İKEP Sakarya İl Temsilcisi

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir