Erdoğan’ın B Planı Var mı?

Kadrican Mendi

Erdoğan siyasi hayatı boyunca sayısız badireler atlatmış bir siyasetçi!

Bu “başarı”nın arkasında herkes ile ve her şey için pazarlık edebilmesi ve rüzgâra göre yelken açabilmesine olanak sağlayan pragmatizmi yatıyor.

Çekirdekten yetişme bir Türk siyasetçisi olarak kitle manipülasyonunun önemini erkenden kavramış ve programını ilkeler üzerine değil sloganlar üzerine oturtan bir lider.

Onu “başarılı” kılan kendine has meziyetleri, zekası veya karizması değil; tarihsel koşulların önüne çıkardığı bir kriz dönemini doğru değerlendiren  kurnaz bir siyasetçi olması! Bu yüzden baştan itibaren incelikli siyasetlerden ziyade Türkiye siyasetinin omurgasını oluşturan temel bir argümana yaslandı; Türkiye seçmeninin %60-70’inin “sağ” partilere oy veriyor olmasına! “Başarılı” olmak için yapılması gereken şey de dolayısıyla tüm bu seçmeni tek bir havuzda toplamak, karşısına tek ve kaçınılmaz bir seçenek olarak çıkmaktı. Bu süreci daha önceki bir yazımızda değerlendirmiştik. **

Ancak 2015 sonrası Sağ’da alternatif arayışlar ortaya çıkmaya başladı.

AKP’nin bir siyasi parti olmaktan çıkması ve lidere sadakate dayalı, dar bir menfaat örgütüne dönüşmesi hem toplumsal hoşnutsuzluğun artmasına yol açtı hem de küçülen pasta üzerinde burjuvazinin rekabetinin arttırmasıyla ve içinde birçok kliği barındıran sağ siyasetin, ortaya çıkan siyasal boşluğu doldurmak üzere hareketlenmesiyle sonuçlandı.

Erdoğan’ın bugün için de stratejik idealinin tek çatı altında bir sağ olması muhtemel, ancak bunun şu anki tarihsel momentte gerçekleşmesi mümkün değil. Daha önce de tartıştığımız üzere Sağ’ın bugünkü siyaseti bir “milliyetçi cephe” kurarak CHP’nin tek başına iktidar kurmasını engellemek ve olası bir CHP-HDP koalisyonu tehlikesini de HDP’ye karşı görünmez bariyerler inşa ederek bertaraf etmek.

Tanıdığımız “realist” Erdoğan da gelecek siyasetini bu çerçeve içinde kuracaktır. Erdoğan’ın zannedildiğinin aksine “seçim”i by pass etme ya da “kaybetse de gitmemek” gibi bir şansı yok ve bunu en iyi kendisi biliyor.

Burjuvazi alternatifini yarattığı anda hiçbir liderin gözünün yaşına bakmaz; Türkiye’nin yakın tarihi bunun örnekleriyle dolu…

Türkiye burjuvazisi alternatifini yaratmış durumda; altılı masa olarak sunulan “kurtuluş” resminde emekçilerin tek bir temsilcisinin dahi olmaması kastedilenin hangi sınıfın “kurtuluşu” olduğunu tek başına belli ediyor!

Erdoğan’ın 2023 vizyonunda bir “A” planı olduğunu görebiliyoruz; ancak buna ulaşabilmek için bir “sınır ötesi zafer”i elde edebilme olasılığı bir hayli zayıfladı; Şam’da Cuma kılmaktan, Mavi Vatan’a uzanan sonrasında Suriye Kürdistanı’nı işgal ederek yazmayı düşündüğü kahramanlık destanlarının hiçbiri beklenen sonucu vermedi.

Aynı şekilde ekonomide paranın değerini düşürerek “küresel bi milyoncu”luk yapma, ihracat patlamasıyla dış borç açığını kapatma siyaseti, sonuçta hazinenin para basmasıyla ortadan kaldırılmaya çalışılan bir enflasyonist girdabın içinde, iflasa doğru sürüklenmemize neden oluyor! Ve ekonomik başarı üstüne bir hikâye ile seçime gidebilmesi de mümkün değil!

Başkanlık seçimlerini kazanmasına yönelik bir “A” planının başarı şansının olmadığını Erdoğan’ın görmüş olmaması ve “Erdoğan seçim kaybetmez“ efsanesinin  çöküşünün siyasi hayatı için bir finali olmasını kabul etmesi mümkün değil. “İstediği halde aday olamaması”nın yakın çevresinde de kendisini muhtemel yenilgiden kurtaracak bir çözüm olarak görüldüğü anlaşılıyor! Neticede YSK’nın tamamen bağımsız şekilde Erdoğan’ın aday olamayacağını açıklaması mümkün! Aslında muhalefet de bu hamlenin farkında; öyle ki hiçbiri bu topa girmediği gibi sorulan sorulara da Erdoğan’ın adaylığına itiraz etmeyeceklerini söyleyerek cevap veriyorlar! Evet Erdoğan’ın bu hamleyi yapması mümkün.

YSK tarafından adaylığı gasp edilen Erdoğan’ın bu komplo karşısında yeniden partisinin başına geçerek seçmenine “yeni bir diriliş muştusu” için yollara düşebilir! Tam da bu süreç içinde art arda CHP’li siyasetçilerin “gayr-ı ahlaki” kasetlerinin/görüntülerinin ortalığa saçılmaya başlaması da şaşırtıcı olmaz.

Bu koşullar altında Erdoğan’ın çıkış yolu seçim sonrası oluşacak ve muhtemelen “başkan”lığın kaybedildiği koşullarda parlamentoda güçlü bir AKP grubunun başına geçerek,  olası bir “milliyetçi cephe hükümeti” için stratejik ortaklığa soyunmak olacaktır.

Önceliği parlamenter sisteme dönüş için yeni bir anayasa yapmak olan AKP sonrası parlamentosunun böyle kritik bir süreçte yolsuzluk soruşturmalarını derinleştirmeleri mümkün olabilir mi? Olursa devleti yıpratmamak adına ne kadar derine gidilebilir?  Daha önce defalarca Yüce Divan’a giden sağ liderlerden kaç tanesi ceza aldı! Hatırlayan var mı? Ceza alanlardan siyaseti bırakan, insan içine çıkamaz duruma gelen kimse var mı?

Dolayısıyla Erdoğan’ın bir B planı var: Muhafazakâr Türkiye burjuvazisinin her türlü pazarlığa açık, her türlü çirkefi aklamaya hazır siyasal geleneği.

* Bu yazı İKEP merkezi bülteni Paydos’un Temmuz 2022 tarihli 5. sayısında yayınlanmıştır.

** Önceki yazı için: https://iscininkendipartisi.org/wp/2021/06/29/sagin-yeni-restorasyonu/

Bu Yazıyı Paylaş:

Erdoğan’ın B Planı Var mı?” hakkında 1 yorum

  1. burada sağın alternatifi yine sağdır solun fotokopisine bile tahamülü olmayan anlayış 20 senedir iktidardır 2015 -7 haziran yenilgisi ülkenin sınıflar müçadelesinde tarihi bir cıkış yapan hdp kilit rölünü oynayamamış iktidar sahipleri 6 ay sonra 6 kasımda yaptığı müdahaleyle yeniden organize etmeye calışmış iflasın önüne gecememiştir türkiyede solun muhalefetin eksikliği (erdoğan oradan besleniyor)demokratik olmamasıdır ankaradan atanan vekiller belediye bşknları kayyum anlayışını aşamamıştır demokratikleşme yoksa demokraside özgürlükte yoktur cıkışı caresi ortak demokrasi programıdır konuşulması tartışılması ve yazılı hale getirilmesi olmadan cıkış yoktur ezilenler emekciler çiftciler için (mesela hdp yerel secimlerde taktik olarak startejik oy kullanmış bunu kimseye anlatamamıştır anlatsa demokratikleşme bay pas atılım yapabilecek? çünkü program yok starteji yok taktikleri ezilenler adına yol acacak konuma gelememesi iktidar sahipleri gibi ankaradan havuzun başından beri atama yapmaktadırlar doğrudur demokratik özlemli tek parti hdp dir sadece o kadar özgürlük demokrasi demokratikleşme anlayışın programın yoksa fasit dairede dönmeye kastlaşmaya başlarsın çözümü caresi bu işlerin panzehiri özgürlük demokrasi biliyorum yine fazla vuruş yaptım burasıda benim alanım demokratikleşme acık demokratik toplumsal yapıya zihniyet değişimine iktidarcı devletci anlayışların aşılması ….?????!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir