Ekonomik Bağımsızlık ve “Kişi” Olabilmek

Esin Umut Kaçmaz

Bugün Türkiye’de herkesin hayatını dar eden ekonomik kriz gençleri de es geçmiyor. Artık hayatta kalabilmenin dahi güçleştiği ülkemizde genç olarak var olabilmenin zorluklarına hepimiz aşinayız.

Üniversite hayatına atılan pek çok öğrenci kiralık evlerin, özel öğrenci yurtlarının, öğrenci apartlarının ve hatta devletin öğrencilerine yok pahasına veya ücretsiz sağlaması gereken devlet yurtlarının fahiş fiyatları sebebiyle eğitimlerine ara veriyor, binbir güçlükle kazandıkları üniversitelerini bırakıp iş hayatına atılıyorlar. Kimi gençler ise emeklerinin hiçe sayıldığı, zulüm görüp aşağılandıkları ve bir yetişkinin tenezzül edip çalışmayacağı işlerde çalışıp eğitim hayatlarına yorularak devam ediyorlar. Bunun yanında kimi gençler ise şehirlerinde kazandıkları üniversitelerine aile evlerinde kalarak, ekonomik olarak ailelerine bağlı olarak devam ediyorlar ve bugün bu imkân bile birçok genç için inanılmaz bir avantaj haline gelmiş durumda.

Buradan çıkan sonuç ise bugün Türkiye’de ekonomik krizin gençlerin peşini bırakmadığı sonucudur. Fakat ekonomik kriz önceden de söylendiği gibi halihazırda yediden yetmişe herkesi etkiliyor. Öyleyse spesifik olarak neden gençlerden söz ediyoruz?

Çünkü kişi olabilmek doğrudan ekonomik hürriyet ile ilişkili.

Nedir kişi olabilmek?

Kendini keşfedebilmektir.

Peki kendini nasıl keşfedersin?

Alışık olduğun ve hep bir parçası olduğun bütünün dışındaki yaşamın içinde tecrübe ederek.

Bu tecrübeler neler olabilir?

Üniversite hayatı, ülke sınırları içerisinde keşfedilen bir yer, bir etkinlikte tanışılan insanlar, yurtdışında karşılaşılan bir kültür, edinilen bir hobi ve bunun gibi aktivitelerden kazandığımız tecrübeler.

Bu tecrübeleri edinmek neye bağlı?

Zaman ve para.

Sosyal kaygılar bir tarafa bırakıldığında gençlerin elinde kalan denklem böyle bir şekil alıyor. Evet, gerçekten de vakit ve paraya sahip olunmadığı zaman -ki bugün çoğu genç her ikisine de sahip değil- insan kendini kişileştiren tecrübelerden mahrum kalıyor. Okurken sadece eğitim ve barınma masraflarını karşılamaya çalışan bir gencin zamanı -ve muhtemelen parası da- kalmadığı için o genç kişileşemiyor. İş hayatına maddi kaygılar sebebiyle atılan bir genç üniversite hayatında edineceği birçok tecrübeden mahrum kalıyor. Ailesiyle birlikte yaşayan çoğu genç ise aile baskısı sebebiyle tecrübe edinemiyor ve alıştığı çevrenin ve insanların dışında bir tecrübe edinerek kişileşemiyor.

Ekonomik buhran üzerimize çökmüşken

Özellikle lise çağını bitirmiş 18-25 yaş grubu gençlerin tecrübe edinmesinin önemine değiniyor olunmasının sebebi ise insanın bu sistemde tam bu yaş aralığında aslında zamanının ve bu tecrübeleri edinmeye yetecek parasının bulunmasının daha olası olmasıdır. Türkiye bugün gençlerinden geri dönüşü mümkün olmayan bu denli önemli bir şeyi ellerinden alıyor ve onları hayattan, tecrübeden ve dolayısıyla kişi olmaktan mahrum bırakıyor. Y jenerasyonunu kısmen vurmuş olan bu durum bugün Z jenerasyonunun omuzlarına kara bir bulut gibi çökmüş durumda.

Türkiye’nin mevcut ekonomik durumunun değişmesi bugünün ve yarının gençleri için her açıdan -ve yazıda bahsedildiği üzere kişi olabilmek açısından da- oldukça önemli. Bu durumu değiştirebilecek olan tek güç ise bu sistemde bir yanlışlık olduğunu bilen, sermaye ve düzen tarafınca hep bir köşeye atılan ve yok sayılan, ezilen, sömürülen; fakat bu sistemi durdurma gücünü elinde bulunduran tek güç olan emekçiler, yani bizleriz.

Umutluyuz, mücadele ediyoruz ve başaracağız! Dünün, bugünün ve yarının emekçilerinin hakları sömürülmesin, hayatları ellerinden alınmasın diye; emekçinin partisi İKEP’te hep birlikteyiz!

* Bu yazı İKEP merkezi bülteni Paydos’un Ağustos 2022 tarihli 6. sayısında yayınlanmıştır.

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir