Kur Neden Artıyor?

Cem Somel

Bu yazıda amaç dolar kuru istikrarsızlığının sebeplerini deşmektir.

Bu sorunu incelemek için Merkez Bankası’nın Türkiye ödemeler dengesi tablosunda 2003-2018 yıllarına ait başlıca hesaplardaki yıllık rakamları topladık. Ana hatlarıyla irdeliyoruz.

2003-2018 yıllarında Türkiye ödemeler dengesinde cari işlemler hesabı hemen her yıl açık verdi. 16 yılda açığın toplamı 540 milyar dolardı. Açığın birinci sebebi mal ve hizmet ticaretinde verilen açıktır (443 milyar dolar). İkinci sebebi ülkemizden çıkan kâr ve faizlerin ülkeye giren kâr ve faizleri çok aşmasıdır (123 milyar dolar). Özetle yabancılara ödenen kâr ve faizlerdir. 

Cari açık nasıl karşılandı?

16 yıl boyunca 540 milyar dolarlık açık nasıl karşılandı? Cevabı: Cari işlemler açığımız yabancıların Türkiye’de kâr-faiz kazanmak için yaptıkları “yatırımlarla” karşılandı. Bunlar somut olarak dışarıda yabancıların Türkiye’de bankalara mevduat koyması, bizdeki bankaların dışarıdan borçlanması, yabancıların Türkiye’ye döviz gönderip tahvil-hisse satın alması ve ülkemizde konut-şirket-maden ocağı-mağaza-liman satın alması veya açması biçiminde oluyor. 2003-2018 yıllarında finans hesabında yabancıların bu “yatırım” toplamı 683 milyar dolar oldu. Ticaret açığını ve faiz-kâr açığını ödemekte bunu kullanmışız.

Ancak yabancı yatırımları sadece cari işlemler açığını karşılamakta kullanmadık. Türkiye’de bazı kişiler, firmalar, bankalar servet biriktirmek için veya servet vergisi ödememek maksadıyla dışarı kaçırmak için veya dışarıda yatırım yapmak için de döviz satın almış, kullanmış. 2003-2018’de Türkiye’de yerleşiklerin bu maksatla satın aldığı döviz 121 milyar dolar. (Dikkat edin: Bu döviz ithalat için değil sırf servet biriktirmek için satın alınmış.)

Egemen sınıfın tercihi

Demek ki Türkiye’de egemen sınıfın dış ödemelerde politikası (1) dış ticaret açığına ve dışarıya kâr-faiz transferlerine göz yummak, (2) parası olanın döviz satın alıp yurtta veya dışarıda servetine katmasına göz yummak, (3) bütün bu mecralardan döviz çıkışını yabancıların “yatırım” yapmasını teşvik ederek yani yabancılara yüküm biriktirerek karşılamak. 2003-2018’de yabancıların gönderdiği dövizler bütün bu döviz talebine yetmiş. Artanı Merkez Bankası’nda birikmiş veya yurt dışına kayıt dışı kaçmış.

Bu ihtiyatlı bir politika mıdır? Yabancıların çeşitli amaçlarla gönderdiği “yatırımların” cari işlemler açığını daima karşılayacağının teminatı var mıdır? Mevcut “yatırımlarından” vazgeçemezler mi? Burada aldıkları hisseleri, tahvilleri, mülklerini satıp dövizi götüremezler mi? Kredileri kesemezler mi? İkincisi, el âleme yükümlenerek sağlanan dövizi bazı yurttaşların servetine katmak için satın almasına izin vermek akla sığar mı?

Dış dünyaya bağımlı bu politikanın makul olmadığını görmek için 2019-2021’de olana bakalım. Dünyada şartlar değişti: Salgın çıktı, ABD faiz oranlarını artırdı, vs. Bu üç yılda cari işlemler açığı 44 milyar dolar, Türkiye’de yerleşiklerin servetlerine katmak için satın aldığı döviz 44 milyar dolar, yabancıların gönderdiği döviz 83 milyar dolar oldu. Merkez Bankası rezervlerinin tükenmesinin, döviz kıtlığının ve kur artışının sebebi bu rakamlarda görülüyor.

Çare nedir?

Bu politika çerçevesinde kısa vadeli çare ülkemizde faiz oranlarını artırmaktır ki yabancılar buna tamah edip daha çok döviz göndersin. Fakat asıl sorun şu: Neden dış ödemelerde böyle dışa bağımlı gayri-millî bir liberal politika uygulanıyor? Cevabı: Yerli ve yabancı servet-sermaye sahipleri bundan kazanıyor; sıkıntısını emekçiler çekiyor da ondan.

Bu nedenle bir işçi-emekçi iktidarı kurulduğunda derhal (1) cari işlemlerde denge sağlamak üzere planlamaya girişerek ekonomiyi yabancı “yatırımlara” bağımdan kurtarması ve (2) parası olanların servetlerine katmak için döviz satın alma “özgürlüğünü” kısıtlaması gerekir.

* Bu yazı İKEP merkezi bülteni Paydos’un Ağustos 2022 tarihli 6. sayısında yayınlanmıştır.

Bu Yazıyı Paylaş:

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir